Reuters’ın duyurduğu iddiaya göre, İranlı yetkililer ABD’nin enerji altyapısına saldırması halinde Husilerin Kızıldeniz’i kapatmasını istiyor. Küresel petrol ticareti risk altında.
İranlı yetkililerin, ABD’nin İran’ın enerji altyapısına olası bir saldırı düzenlemesi durumunda Yemen’deki Husilere Kızıldeniz’deki petrol ticaret rotalarını kapatma çağrısında bulunduğu öne sürüldü. İngiltere merkezli Reuters haber ajansının aktardığı bu iddia, bölgedeki gerilimi artırırken, planın İran liderliği içinde görüşüldüğü ve Husilere iletildiği belirtildi. Bu gelişme, ABD-İran arasındaki çatışmaların Babülmendep Boğazı’na sıçrayabileceği endişelerini beraberinde getirdi.
Reuters’a konuşan ve adı açıklanmayan üç kaynak, söz konusu planın İran liderliği içinde ele alındığını ve mesajın İran yanlısı Husilere iletildiğini ifade etti. Kaynaklar, mesajın nasıl iletildiğine dair detay vermezken, durumun ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz Salı günü İran tarafına yaptığı tehditle doğrudan bağlantılı olup olmadığı açıklanmadı.
Husilere yakın bir kaynak, Yemen’de bulunan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) temsilcilerinin Babülmendep Boğazı’nın kapatılmasına ilişkin nihai kararı vereceğini öne sürdü. Başka bir Husi kaynağı ise Babülmendep Boğazı’nda deniz taşımacılığına yönelik saldırılar için hazırlıkların tamamlandığını iddia etti. Kaynak, Husilerin Yemen’deki Hudeyde Limanı ve Aden Körfezi yakınlarındaki yüksek kesimlere füze ve insansız hava araçları (İHA) konuşlandırarak emir beklediğini savundu.
Kızıldeniz’in deniz taşımacılığına kapatılması, küresel ticaret ve dünya piyasalarında önemli bir etki oluşturma potansiyeli taşıyor. İngiltere merkezli küresel risk analiz şirketi Verisk Maplecroft’tan Orta Doğu risk analiz uzmanı Torbjorn Solvedt, çatışmaların şiddetlenerek Kızıldeniz ihracat altyapısı ve deniz taşımacılığına sıçramasının, bölgede petrol ihracatı için tek önemli alternatif güzergahı tehdit edeceğini vurguladı.
Çeşitli kaynaklar, Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere veya limanlara yönelik olası saldırılarının, Orta Doğu’nun petrol ihracatında kullanılan iki ana güzergahta aynı anda aksaklık yaşanmasına neden olabileceğini belirtiyor. Bu durumun hem enerji krizinde yeni bir cephe açabileceği hem de İran ile ABD arasındaki çatışmaları daha geniş kapsamlı hale getirebileceği düşünülüyor.
Riyad yönetimine yakın iki yerel kaynak, Suudi Arabistan’ın İran ve Husilerden kaynaklanan tehditleri son derece ciddiye aldığını ifade etti. Riyad’ın, Husilerin Kızıldeniz’de İran ile yakın iş birliği içinde hareket ettiğinin farkında olduğu belirtildi. Başka bir yerel kaynak ise Tahran yönetiminin, küresel enerji fiyatlarını yükselterek ABD üzerinde baskı kurmayı hedeflediğini değerlendirdi. Kaynak, Tahran’ın bu strateji kapsamında Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını ve Suudi Arabistan’ın bölgedeki petrol ihracatını hedef almayı planladığını savundu.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarını başlattığı 28 Şubat tarihinin ardından Tahran yönetimi, savaş öncesinde küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri için ana geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nı deniz taşımacılığına kapatmıştı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından Körfez’de çıkarılan petrolün önemli bir kısmı, Suudi Arabistan’a ait boru hatları aracılığıyla Kızıldeniz’e yönlendirilmişti. Mevcut durumda küresel enerji arzının yaklaşık yüzde 7’sinin Kızıldeniz üzerinden taşındığı değerlendiriliyor.
Suudi Arabistan’ın enerji ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı üzerinden gerçekleştirdiğini belirten uzmanlar, bölgedeki deniz taşımacılığını hedef alacak herhangi bir doğrudan saldırının petrol fiyatlarında sert yükselişlere yol açabileceğini ifade ediyor.
Husiler, 2023’te İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının başlamasının ardından Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını hedef alan saldırılar düzenlemişti. Bu saldırılarda İsrail ile bağlantılı olduğu öne sürülen gemiler hedef alınırken, bazı kaynaklar İsrail ile doğrudan bağlantısı bulunmayan gemilerin de etkilendiğini bildirmişti. Saldırıların ardından birçok büyük deniz taşımacılığı şirketi, güvenlik endişeleri nedeniyle Kızıldeniz rotası yerine Afrika kıtasının güneyini dolaşan daha uzun ve maliyetli güzergahları kullanmayı tercih etmişti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]